10 Kasım 2014 Pazartesi

YAŞAR KEMAL – İNCE MEMED – II


MERHABALAR, Sevgili Kitap Dostları;

Ata'mızın aramızdan ayrılışının 76. yılında Atamızı Özlemle anarken, geçtiği tarihler bakımından Ata'mızın yaşadığı yılların Çukurovası'nı anlatan İnce Memed serisinin 2. kitabı ile karşınızdayım. 

'Yaşayan en büyük Türk yazarı Yaşar Kemal'


“ Demir olsam çürürdüm, toprak oldum dayandım… Toprak, toprak, toprak oldum da dayandım.” (İnce Memed 2 , Sayfa 155)
“ Eşkıyaya hiç benzemiyor. Cin gibi peri gibi melek gibi bir insan. Evliya olacağına eşkıya olmuş.” (İnce Memed 2 , Sayfa 197)


ARKA KAPAK

Otuz iki yıllık bir zaman diliminde yazılan İnce Memed dörtlüsü düzene başkaldıran Memed'in ve insan ilişkileri, doğası ve renkleriyle Çukurova'nın öyküsüdür. Yaşar Kemal'in söyleyişiyle “içinde başkaldırma kurduysa doğmuş” bir insanın, “mecbur adam”ın romanı.

Öldürülen Abdi Ağa'nın yerini kardeşi Hamza alır. Memed, topraklarını ele geçirmek için Vayvay köylülerine zulmeden Ali Safa Bey'i ve Hamza'yı öldürür. Ancak köylüler için tam bir efsaneye dönüşmesine rağmen zulmedenlerin öldürmekle bitmeyeceği konusunda kuşku duymaya başlar. Abdi Ağa gitmiş, yerine Hamza gelmiştir, onun yerini de bir başkası alacaktır. 

“Kalemi insanlığın hizmetinde bir yazar...” Henry Lundström, Sundvalls Tidning, (İsveç) 


“Yaşar Kemal, görkemli bir destan akıcılığı içinde, tüm ayrıntıları titizlikle yansıtarak dile getirmiş ülkesini.”  Paul Theroux, The New York Times, (A.B.D.) 


“Korkusuz bir toplum eleştiricisidir Yaşar Kemal. Ve eşsiz bir şair.” Dagens Nyheter, (İsveç)
“Bir gökkuşağı gibi, toprağa hiç dokunmadan bir ufuktan diğerine kayan büyük bir efsane geleneğine dayanıyor.” Sunday Times (İngiltere)
“Kemal’in Hardy ve Tolstoy ile karşılaştırmasına yol açan zengin üslup, konunun zenginliği ve çeşitliliği, sıradan insanların yaşamıyla insanlığın bağlantısı, insanın içine çeken bu romanda da aşikar.”  The Times (İngiltere)
“Baş döndürücü bir hızla ilerliyor.” The Guardian (İngiltere)


ÖZET
Dağları kendine mesken tutan İnce Memed dağlardadır. Jandarmalar peşindedir. Dağlarda olduğu esnada ona köyünden para toplayıp getiren, köyünden toprak vermeyi teklif eden Koca Osman ve Vayvay köyü gelir aklına. Karaçalı ormanlarının içinden kara çalı dikenlerini aşarak Vayvay’a gelir. Tıpkı ilk cildin başında Dikenlidüz’ün çakırdikenlerinin arasından Süleyman Emmi’ye sığındığı gibi. Koca Osman’a sığınır. Koca Osman kendine sığınan, “Şahinim” dediği Memed’i bağrına basar. Onun köyde olduğunu çok istemesine rağmen köylüye sezdirmez. Kasabaya yakın dağlara uzak olan Vayvay köyü bir eşkıya ile için pek de uygun değildir.
Vayvay köyü, Ali Safa Bey’in türlü hilelerle ele geçirdiği topraklarının ortasında, el konmamış verimli topraklardandır. Ali Safa Bey’in çiftliğinin sınırlarını genişletmek için buraya ihtiyacı vardır.  Vayvay Köyü’nün ağası Ali Safa Bey, köylülerin köyü terk etmelerini ister. Ancak köylüler atadan kalma topraklarını terk etmek istemezler. Ali Safa onları topraklarından sürmek için çeşitli hilelere başvurur. Önce Yobazoğlu’nun topraklarının tapusunu çok sevdiği değerli yağız atı karşılığında, üzerine geçirir. Bu tapu ile köyde hak iddia edecektir. Her ne kadar Yobazoğlu’na atını verdiyse de içten içe ona kin de bağlar. Bir de Yobazoğlu’nun Ali Safa Bey’i alaya alarak “Önce atını aldım, avradını da alacağım” sözleri üzerine Ali Safa Bey’in öfkesi iyice artar. 

Ağa, Yobazoğlu’nun evini yaktırır. At da yanmak üzereyken; Yobazoğlu yanmak pahasına yağız atı kurtarır. At kaçar gider. Jandarma, kendi evini yaktığı için Yobazoğlu’nu döver, Yobazoğlu köyü terk etmek zorunda kalır. Atı bulması için Ali Safa Bey en iyi nişancısı Adem’i görevlendirir. Ama atı vurmak mümkün değildir. Adem, çok hızlı ve atik olan atı vuramadıkça onun büyülü olduğuna inanmaya başlar.  
Ali Safa’nın zulmü gün geçtikçe artar. Hemen her gece adam tutarak köyü kurşunlatır. Hatta köyü kurşunlayanlar arasında devletin Jandarmaları da vardır. Birkaç aile köyü terk etse de köylü direnir. Bu esnada Memed hala Koca Osman’ın yanında kalmaktadır. Onun Koca Osman’ın evinde kaldığını Koca Osman’ın çocukları bile bilmez. Koca Osman sürekli insanları köyü terk etmekten vazgeçirmeye, gidenleri geri döndürmeye çalışır ama Memed’in varlığını açıklamadan bu çok zordur. Hatta Ferhat Hoca ile gittikleri yerlerden de eli boş dönerler. Ferhat Hoca nereden geldiği bilinmeyen, uzun boylu, otuzlarında, yiğit aynı zamanda da esrarengiz bir adamdır.  

Koca Osman’ın yerini açıklamamaya dayanamayacağını anlayan Memed Vayvay’ı terk edip kendi köyüne doğru yola çıkar. Sapa yollardan, kapalı arazilerden Sarı Ümmet’in evine varır,  bu esnada köy, askerlerle doludur. Her yerde onu aramaktadırlar. Memed, Hürü Ana’dan köyde olup biteni öğrenir.
Memed’in Abdi Ağa’yı öldürmesi, Çakırdikenliği yaktırması, toprakları ve hayvanları köylüye paylaştırması köylüyü ilk başta çok sevindirmiştir, ama sonra Abdi’nin yerine kardeşi silahlı, zalim Kel Hamza gelince köylü, Abdi Ağa’yı mumla aramaya başlamıştır. Bu nedenle köylü Memed’e çok kızgındır. Bu arada Hürü Ana’nın kocası Durmuş Ali de öldürülmüştür. Topal Ali de Hamza’nın adamı gibi görünür.
Vayvaylılara yapılan eziyetler artarak devam eder. Son olarak köydeki atların hepsi çalınıp bir kısmı öldürülür. Köylünün büyük kısmı göç etmeye karar verirler.
  

Bu esnada mebus Arif Saim Bey de İdris Bey’in topraklarına göz dikmiştir. Arif Saim Bey, Kurtuluş Savaşı’nda yer almıştır. Önce Fransızların yanında yer alsa da sonra Türklerin tarafına geçerek, savaş kazanıldığında mebusluğa kadar yükselmiştir. İdris Bey ise, büyük bir aşiretin beyidir. Mert bir adamdır. Arif Saim Bey İdris Bey’de önce toprakları satın almak ister ama ret cevabı üzerine türlü hilelere başvurmaya başlar. İşi üzerine suç atarak İdris Bey’i mahkûm ettirmeye kadar götürür.

“…Bir odaya bir kedi yavrusu koy, hem de durmadan üstüne git, sonunda kedi yavrusu senin gözünü oyar. Kedi yavrusu kedi yavrusu iken…İnsanoğlu kedi yavrusu değildir. Ne kadar korkaksa, o kadar da yiğittir.” (İnce Memed 2 , Sayfa 344) 
Asım Çavuş, Memed’i Dikenlidüzü Köyü çıkışında kıstırır, Topal Ali’nin de yardımıyla Memed kaçar ve Süleyman Emmi’ye sığınır, Abdi Ağa’dan kaçtığında sığındığı gibi. Süleyman Emmi’le sohbet ederken anlar ki Abdi ölse, Hamza gelir,o ölse yerine başka biri gelir yani bir ağa gider diğeri gelir. Bu durum Memed’i güzel günlerin geleceğine olan inancını tüketir. Bu sözleri sayıklar durur.

DAHASI ROMANIMIZDA.....


KİTAPTAN NOTLAR

Serimizin ikinci kitabı yine birkaç sayfa süren Çukurova tasviriyle başlamakta. Güzelliklerin tasvirinden sonra topraktan sökülmesi oldukça zor olan ve en verimli topraklarda kendiliğinden çıkan “karaçalı”dan bahsedilmekte. Çakırdikeninin yerini bu romanımızda “karaçalı” almakta. Bu tasvirleri okurken kulağıma bağlama sesi geldi sanki. Ancak yazarın tasvirleri tadında bıraktığını da söylemeliyim. Biraz daha uzatmış olsaydı, büyük ihtimalle atlayabilirdim.

Her ne kadar İnce Memed ve köy yaşantısı ataerkil bir yapıya sahip olsa da ilk kitapta Hürü Ana 2. Kitapta Kamer Ana yazarın çok iyi çizdiği kadın karakterler bence. Anadoluda erkek üzerindeki kadınının gücünü kanıtlar nitelikte.
Buna ek olarak, Bir de Ferhat Hoca karakteri var ki yazarın son derece güzel çizdiği. Sonunda Ferhat Hoca ile ilgili neler çıkacağını merak etmekteyim doğrusu…

Romanı okurken satır aralarında Çakırcalı Efe’den bahsedilmekte. Ben yazarın Çakırcalı Efe’sini daha önce okumuştum. Sanırım İnce Meded’ten sonra Çakırcalı Efe’yi yeniden okuyacağım. 

Kitabımızın büyük bölümü Memed’in Vayvay Köyü’nde kendi iç hesaplaşmalarıyla geçmekte. Memed “Kötülerin öldürmekle bitmeyeceği” duygusundan dolayı umutsuzdur ve çabasının boşunalığını düşünmektedir. Bu iç hesaplaşma kısımları romanı durağanlaştıran özelliklerden olmuş. İlk romana göre daha ağır ilerlemiş bu şekliyle. Ancak Memed'in içindeki başkaldırı kurdu yine harekete geçer ve bu defa tetiği Vayvay köyü için çeker, tabi ki kendi köyünü de unutmaz. 

Bu kısımda şunu söylemden geçemeyeceğim. İlk ciltte Abdi Ağa’nın, ikinci ciltte de Ali Safa Bey’in yaptıkları onca kötülüğe rağmen kolayca ölmeleri biraz adaletsiz olmuş bana göre. Onlar yaptıkları işkencelerin bedelini ödemeyi çoktan hak etmişlerdi ama keşke biraz daha sürünselerdi. 

İlk romanın sonunda olduğu gibi yine Memed’in imi timi belirsiz olmakta. Ta ki üçüncü ciltte ortaya çıkana dek.  


“O gün bugündür, Dikenlidüzü köylüleri her yıl toprağa saban atmazdan önce çakırdikenliğe gelir,büyük bir toy düğünle dikenlere ateş verirler. Yalımlar üç gün üç gece bir sel gibi düzde dolanır, akar durur. Ova bir yalım fırtınasında çalkalanır, yanan dikenlikten çığlıklar gelir. Bu ateşle birlikte de Alidağı’nın doruğunda bir top ışık patlar. Dağın doruğu üç gece ağarır, apaydınlık, gündüz gibi olur” (İnce Memed 2 , Sayfa 459)


YAŞAR KEMAL İNCE MEMED - I için tıklayın.. 

İnce Memed III, ile yakında görüşmek üzere...

4 yorum:

  1. Bu yazıyı okuyunca İnce Memet 3-4'ü sabırsızlıkla bekliyorum. Tebrikler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yayınlanmaya hazırlar, çok yakında..

      Sil
  2. İnce Memed'in üç cildi de ilk gençliğimde beni en çok etkileyen kitaplardandı. Sanırım 2 defa okudum. O dönemin Mahmut Makal ve Fakir Baykurt'la başlayan köy romanları kategorisinde çıktığı zaman bir hayli ses getiren romanlarındandı.
    Daha önceki bazı yorumlarımda, değişik bloglarda paylaştığım gibi, ne yazık ki edebiyatçıların zaman içerisinde siyaseten yalpalamaları beni çok rahatsız ediyor. Herkesin değişik tutum ve kategorileri olabilir. Ben elbette her ada siyasi görüşü olabileceğini olması gerektiğini düşünüyorum. Ama Jack London gibi, Ernest Hemingway gibi, Jose Saramago gibi, Orhan Kemal gibi Nazım Hikmet gibi dik durmasını bilen yazarlara saygı duyuyorum.
    Bu anlamda da artık Yaşar Kemal'i, Oya Baydar'ı Latife Tekin'i okuyamıyorum. Okumak içimden gelmiyor.
    Sevgi ve saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben de Yaşar kemal'in son dönem kitaplarını okuyamıyorum nedense.. eskilerdeki tadı sevdiğimdendir belki..

      Sil

Yorum yazmak için vakit harcadığınız için Teşekkürler...

Yorumlarınız benim için değerlidir.ELLERİNİZ DERT GÖRMESİN..SEVGİLER...

Yorumunuz blog sahibininin onayından sonra görünecektir.